Kıyı Kenti Olamayan Antalya

Kıyı, mekansal anlamda insan ve kent arasında bir YAŞAM alanıdır. Bu bağlamda kentin yaşamsal kimliğini belirleyen en önemli unsurdur. Aslında deniz ya da kıyı, kentlinin yaşam tarzına biçim verme, tarihsel semboller ile anlamlar yükleme ve kentin ekolojik adaptasyonunu sağlama açısından değerlendirildiği taktirde bir yaşam/kıyı kültürü oluşturur. Bu kültür, kentlinin hatıralarını ve beklentilerini, tarih ve kolektif bellek ile şekillendirerek kent kimliğini oluşturur. Özellikle kolektif belleğin zamansal ve mekansal anlamaları ile kentli; kentsel yaşamın dünü, bugünü ve yarını arasında köprü oluşturarak tarihsel hafıza ile kenti anlamlandırır.

Kentin ötesindeki kıyı

Ülkemizde kıyı yerleşmelerinin hemen hemen hepsi “kültür içeriğinden soyutlanmış hızlı kentleşmenin” etkisiyle, geçmiş kültürlere dayalı yaşamsal ve mekansal kimliklerini kaybetmeye başlamışlar ve çağdaş yeni bir kimlik de kazanamamışlardır.

Kente ilişkin bir imge olarak kıyı, kendine has coğrafi yapısı, ekolojik sistemi, jeomorfolojisi, özgünlük ve hareketliliği, çeşitliliği ve sürekliliği, kara ile etkileşimi gibi çok boyutlu bir içeriğe sahip olarak kıyı kültürünü oluşturmuştur. Bu özellikleri ile kıyılar, tarih boyunca, insanlar için sosyal ve ekonomik bir etkileşim alanı olarak işlev görmüştür. Ayrıca kıyılar; kentlerin morfolojisini şekillendiren ve kentsel yaşamı biçimlenmesinde etkili olan temel bir doğal oluşumdur.

Tarihsel bağlamda kıyı, farklı zaman dilimlerinde farklı açılardan ve insan tarafından farklı boyutlarda değerlendirilmiş ve sunduğu olanaklar kullanılarak kentsel yaşama katılmaya çalışılmıştır.

Ancak ülkemizde kıyı yerleşmelerinin bu olanakları çok iyi kullanamadığını söyleyebiliriz. Kentler kıyıya paralel karayolları üzerinde gelişirken, ticaret ve merkez işlevleri bu yola 100-150 metre mesafelik koridorlarda gelişiyor veya değişiyor. Bu gelişim ve değişim, morfolojik ve tarihi bağlam kapsamında değerlendirildiğinde kıyı kültürünü yok etmeye başlamıştır. Özellikle kıyıya paralel ikincil konut ile turizm yapılarının yer seçimleri ve karayollarının varlığı ile kentin denizle ilişkisi ya da sürekliliği zayıflamaktadır.

Tarihi kıyı kentlerinde, geçmişten bu yana denize bağlı yaşamdan kaynaklanan kültürler, o kentin mekansal kimliğini de belirleyen en önemli etkendir. Günümüzde ise, yukarıda bahsedilen sorunlar ile giderek yok olan bu kimliğin kentlerimize yeniden nasıl kazandırılacağı “bir planlama ve tasarım sorunu”dur.

Kentin tarihsel gelişimi incelendiğinde kentsel yaşam görsel algı dışında kıyı ile buluşamamıştır. Antalya kıyı alanını oluşturan Konyaaltı, Falez ve Lara kıyı kesimleri fiziksel özellikleri, jeomorfolojik yapısı, doğal değerleri ve özellikle ikinci konut ile turizm tesisleri nedeniyle kentsel yaşamda ayrıcalıklı ve sınırlı bir yaşam sunmaktadır.

Sonuçta kıyı, kentin yaşam odağında olamamış aksine kent, kıyıyı yaşam odağının dışına atmıştır.

Kıyıya ait olma hissi

Antalya’nın tarihsel geçmişinde üretim kaynağı olarak kıyı çok önemli etkiye sahiptir. Özellikle Deliktaş tepesi ve yat limanıyla antik çağda liman kenti olarak ön plana çıkan kent, son yüzyılda kara ulaşım olanaklarının gelişememesi sonucu önemini yitirmiştir. Son otuz yıl içerisinde ise başta karayolu olmak üzere hava ulaşımı sayesinde dünya turizm destinasyonu içerisinde önemli bir kent olmuştur.

Akdeniz, Antalyalının kıyıya bağlı yaşam tarzlarını, kentsel yaşamını, alışkanlıklarını, inançlarını, tarihsel belleklerini, anılarını biçimlendiren bir unsur olmuştur.

Antalya ili yaklaşık 640 km. kıyı uzunluğuna sahip olmasına rağmen tarih boyunca kıyı ile şekillenmiş bir yaşam kültürü ve kent ekonomisi oluşturamamıştır. Özellikle son yıllarda artan turizm hareketleri sonucunda kıyı, sadece kum, güneş ve deniz kullanımı ağırlıklı olarak sunulmuştur. Kıyı, bir ekonomik değer elde etmek üzere metalaştırılmış, kıyıyı kentsel yaşamdan koparan uygulamalar gerçekleştirilmiştir.

Kısaca, tarihsel süreç içerisinde Antalya kentine ait kimlik ve yaşam kültürü oluşumlarının her aşamasında doğal bir varlık olarak kıyı, kentsel yaşam biçimi ve kültürü ile kolektif kimliğin bir parçası olarak yer edinememiştir. Korunamayan kıyı, tarihi ve yer bağlamından kopukluğu nedeniyle kentli tarafından sahiplenilememiş ve korunamamıştır.

Neler yapılabilir

Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından 2001 yılında “Lara Kent Parkı Kentsel Tasarım ve Peyzaj Tasarım Proje Davetli Yarışması” ve 2014 yılında düzenlenen “Konyaaltı Sahili Mimari ve Kıyı Düzenlemesi Fikir Projesi Yarışması” ile çeşitli kıyı düzenleme çalışmaları yapılmıştır. Bu çalışmalarda temel amaç, kıyı kültürünün insan ve kent ile birlikte ekolojik sistemin bir parçası olduğu bilinci ile ele alınması olmalıdır.

Kıyı alanının kıt bir kaynak olması nedeniyle kıyı-insan ilişkisini geliştirecek bir kıyı kullanımı, planlama ve tasarım çalışmalarında her zaman aranmaktadır. Kıyı düzenleme çalışmalarında; kıyının kentle entegrasyonunun sağlanması, kentsel ekonominin ve kent kimliğinin gelişmesine önemli katkılarının olması ve ayrıca kıyının ekolojik değerlerinin ortaya konarak korunması önemlidir.

Planlama ve tasarım ile kıyı-kent yaşamının yeniden kurgulanarak çağdaş bir kimlik kazandırma fikri önemlidir. Bununla birlikte tasarımda, kültür ve kimliğe dair bu ikili düşüncenin paydasında kıyı yaşam kültürü; kıyıya ait olma hissiyle biçimlenen, ona ait tarih ve kolektif belleklerce şekillenen bir yaşam biçimi oluşturma hedefi bulunmalıdır.

Antalya Bölgesi’ndeki yerleşimler ve insan davranışları ortak bir Akdeniz yaşam kültürü oluşturan, karakteristik özellikler sunan birçok uygarlığa sahne olmuştur. Bu nedenle Konyaaltı kıyı mekanı, hem fiziksel hem de tarihsel ve doğal varlıkları ile kentsel yaşamı kıyı ile bütünleştirebilecek bir potansiyel sunmaktadır. Tasarım ile kıyının bu kültürel potansiyelini daha da güçlendirecek, kıyıyı kentsel yaşam ile bütünleştirecek ilkeler geliştirilmelidir.

Kıyı alanının kentsel yaşam ile etkileşiminin sağlanması

Kıyı alanı sadece kıyı ve sahil şeridi gibi kısıtlı alanlardan oluşmayıp bu alanların kentin yaşamı ile bütünleştirilmesi önemlidir. Ancak bu etkileşim sağlanırken kıyı alanlarının sahip olduğu ekolojik değerlerin, tasarımda, ekosentrik (ekoloji merkezli) yaklaşımda bütünsel olarak korunması önemli bir hedef olmalıdır.

Kıyı alanının kültürel, tarihi ve doğal değerlerinin saptanması

Kıyı ve karanın buluştuğu, zengin doğal kaynakları ve biyolojik çeşitliliği barındıran alan, günümüzde önemli yaşam odaklarındandır. Burada kıyı alanının tükenebilir bir kaynak olduğunun unutulmaması gerekmekte olup, ekolojik, doğal coğrafya, boyutsal-görsel (peyzaj), rekreasyonel ve tarihi-kültürel varlık olarak kıyı alanının özellikleri değerlendirilmelidir.

Alansal düzenleme stratejileri üretilmeli

Kıyı ekosistemlerinin biyolojik çeşitliliğinin bütünlüğü ile kullanımlar arasında koruma-kullanma dengesinin sağlanması ve bunun sonucunda hassas özelliklere yönelik risklerin azaltılması amaçlanmaktadır. Kıyı alanında; rekreasyonel, kentsel fonksiyonlar ve turizm talepleri, taşıma kapasitelerini aşmayacak bir organizasyon ile ortaya konmalıdır. Tasarımda; önerilecek etkinliklerin alan içerisindeki konum ve dağılımlarının kıyı peyzajına olumsuz etkilerini minimumda tutacak, buna karşın kullanıcıların alanın doğal ve estetik değerlerinden maksimum yararlanmalarına olanak sağlayacak düzenlemeler yapılmalıdır.

Kıt kaynakların, çok duyarlı olan kıyısal yaşam ve ekosistemlerin; mevcut kullanımlar nedeniyle hasar görmüş alanların sağlıklaştırılması veya korunması yanında bu alanların doğrudan etkilenmesini önleyecek ekolojik tampon / ekoton alanları önerilmelidir.

Etiketler

Bir yanıt yazın