Modern Bir Yerleşke Olarak Adana Tren İstasyonu

Yüzyılı aşkın bir süredir, geleni ve gideniyle Adana'ya hizmet eden bu değerli yapının hak ettiği değeri görmesi dileğiyle...

Bu yazıda, Adana kentinde yaşayan ve dışarıdan ziyarete gelen insanların kent belleğinde yer eden mimari yapıların, en dikkat çekici örneklerinden biri olan Adana Tren İstasyonu; garı, sosyal tesisleri, lojmanları ve bakım-onarım binalarıyla birlikte bir yerleşke olarak değerlendirilecektir. Türkiye’de ana demiryolu istasyonları genellikle kent için önemli bir odak noktası olma özelliğindedir. Adana’nın kuzey demiryolu istasyonu ve binaları da kentin önemli odak noktası olma özelliğini taşımaktadır. Bugün Sular Meydanı’nın kuzey cephesini oluşturan hacmi dolayısıyla görsel olarak da oldukça etkileyici bir bina olarak görülmektedir.

19. yy başlarında batıdan başlayarak dünyayı saran modernleşme ve uluslaşma hareketleri Türkiye’ye 20. yy başlarında gelmeye başlamıştır. Yüzyıl başından 1930’lara kadar olan dönem, mimarlık söylem ve pratiğinde, “Birinci Mimarlık Üslubu” veya o dönemde kullanılan adıyla “Milli Mimari Rönesansı” olarak adlandırılmaktadır. Savaştan yeni çıkmış ülkede yeni yapı gereksinimleri ve yapı programları uygulamaya koyulur. Bozdoğan’a göre bu dönem Türk mimari kültüründe ilk “modern” söylemin başladığı yıllardır. Bu mimari özellikle eski üslupların yeniden canlandırılmasını hatırlatan bir tarzda, Osmanlı revivalizminin etkili olduğu, modern hayatın iş amaçlı binalarında, tren istasyonu, trafo binası ve vapur iskelelerinde görülür (Bozdoğan, 2001). Böylelikle kent bütününe yeni yapı tipleri, inşa teknikleri ve tasarım ilkeleri getirilmiş ve bu yapıların kullanımıyla kent yaşamına yeni unsurlar getirilmiştir. Bu yapılar, kentle birlikte kentliyi de değiştirmiştir. Bu döneme ait yapılar, Türkiye’de birçok şehirde gözle görülür bir iz bırakmasına rağmen, bu yapıların ortaya konması mimarlık tarih yazımında göz ardı edilmiştir. Özellikle tren istasyonlarının; kent içindeki konumu, kurguları ve modern taşıyıcı sistem özelliklerine uygun tasarım ilkeleri ile Birinci Ulusal Mimarlık döneminin prestij taşıyıcı nesneleri oldukları anlaşılmaktadır. Bu anlamda “Adana Tren İstasyonu”nun Birinci Ulusal Mimarlık dönemini temsil eden nadir yapı yerleşkelerinden biri olduğu düşünülmektedir. Adana kentine ve kentlilerine modern söylemi anlatan ilk yapı grubu olması dolayısıyla da önem taşır.

Adana Tren İstasyonu ve Demiryolu Hattı

1886 yılında İngilizler tarafından kurulan ve Osmanlı Devleti’nin ilk demiryolu projelerinden biri olan 67 km uzunluğundaki Adana-Mersin demiryolu, Konya’dan gelen İstanbul Bağdat demiryolu ile birleşmiştir. Bu güzergâhta yer alan Adana İstasyonu, 450 00 m  lik alanda, garı, lojmanları, sağlık, güvenlik, sosyal aktiviteler ve çeşitli bakım-onarım binaları (Akpolat, 2004) ile dönemin “modern” söylemine örnek oluşturacak bir yerleşke şeklinde tasarlanmıştır.

1902 yılında Konya’dan Yenice’ye kadar olan demiryolu ve 1912 yılında Adana Fevzipaşa hattı Alman Doyçe Oryant Bankası (Deutsche Orient Bank- DOB) tarafından yapılmıştır (Resim 1). II. Abdülhamid döneminde (1876-1909) ünlü Anadolu- Bağdat demiryolu hattı da yine aynı kurum olan Doyçe Oryant Bankası tarafından yaptırılmış fakat Toros ve Amanos sıradağlarını doğal engeller karşısında aşmak çok zor olmuştur. Bu yapımda çalışan insanlara altın, gümüş ve bakır madalyalar verilmiştir. Madalyaların bir yüzünde Ayyıldız ve Alman kartalı figürleri ile “AMANUS TUNNEL 4905 M DURCHSLAG-Juli 1915” yazılıdır. Diğer yüzünde ise başı sarıklı ve cüppeli bir Türk’e; genç, dekolte giyimli, kolları omuzdan açık, başında defne dalları olan bir kızın, hocaya bir buket çiçek takdim edişi resmedilmiştir. Arka planda da bir minare ve lokomotif ile “BAGDAD-BARNBAU” yazıları görülmektedir. Adana Tren İstasyon binası da yine aynı firma olan Alman Doyçe Oryant (Deutsche Orient Bank- DOB) tarafından 1911-12 yıllarında inşa edilmiştir (Balamir, 1998). (Resim 2)


Resim 1. Kilikya ovası, Adan ve çevresi tren hattı (Kyn: Alfred Cuda, 1939, Stadtaufbau in der Türkei, Castle b.M.Hopfer Publication)


Resim 2. Adana Bağdat Demiryolu hattı “Şimendifer istasyon imalathanesi”, Hüseyin Batar Arşivi

Tren İstasyonunun Mimari Düzenlemesi

Adana Tren İstasyonu’nun konumu ve kentsel özellikleri, kentin Erken Cumhuriyet Dönemi’nde yapmış olduğu imar planlarına ve gelişimine yön vermiştir (Resim 3). Yerleşkenin sahip olduğu konum, kentin planlamasının ana fikirlerinden birini oluşturmaktadır. Örnek olarak, 01.08.1935 yılında Alman mimar ve kent plancısı Hermann Jansen (1869-1945)  Adana kenti için, “İstasyon ve Eskişehir arası” için hazırlamış olduğu planda, İstasyon yapısından Atatürk Parkı’na doğru yeni bir cadde düzenlemiştir (Resim 4). Ayrıca Jansen, İstasyon binasının önünde 26.06.1936 tarihinde bir havuz düzenlemesi yapar. Adana’nın iklimsel şartlarını göz önünde bulundurarak gar binasının önündeki meydanda “U” şeklinde gölgeleme elemanı tasarlar. Bu şekilde meydanı da otomobil ve otobüsler için, yaya peronu ve arabalar olmak üzere üç bölgeye ayırır. Bu alanında karşısında yamuk dikdörtgen şeklinde bir havuz yerleştirir. Bu arada yol kenarlarında bol yeşil alan ve çiçeklikler yerleştirir (Resim 5).


Resim 3. Adana Şehir Planı (Kyn: Architekturmuseum der Technischen Universität Berlin in der UniversitätsbibliothekTU Berlin Architekturmuseum, Inv. Nr. 23370)


Resim 4. Adana, Eski şehir ve İstasyon arası imar düzenlemesi (Kyn: Architekturmuseum der Technischen Universität Berlin in der UniversitätsbibliothekTU Berlin Architekturmuseum, Inv. Nr. 23347)


Resim 5. Adana, İstasyon avlusu (Kyn: Architekturmuseum der Technischen Universität Berlin in der UniversitätsbibliothekTU Berlin Architekturmuseum, Inv. Nr. 23344)

Ayrıca 1936-37 yıllarında yine Jansen tarafından hazırlanan Adana kent planları incelendiğinde, kentin kuzeyinde yer alan İstasyon yerleşkesinin başlangıç olarak kabul edildiği görülür. Sadece istasyonun kuzeyinde Atatürk Mahallesi tasarlanır ve güneye doğru bir büyüme sağlanır. Kentin mimari hafızası için yenilik taşıyan lojmanları, sosyal tesisleri, sağlık birimleriyle, kentle bağlantı sağlamıştır. İstasyona yakın olarak düzenlenen “Numune Mahallesi” de kentle kurulan ilişkinin güçlenmesine yardımcı olan yeni bir mahalle olarak tasarlanmıştır.

Aslında yerleşkede en dikkat çekici ögelerden biri de gar binasının önünde bulunan “meydan”dır. Burası toplanma, merasim düzenlemeleri (Cumhuriyet Bayramı kutlamaları), çeşitli söylev ve konuşmaların yapıldığı bir alan olarak tasarlanmıştır. Yapıldığı yıllarda, Adana’ya trenle gelen devlet büyüklerinin burada halka hitaben konuşmalar yaptığı araştırılmıştır. Bugün hala çeşitli toplantıların burada yapıldığı görülür. Aslında bu meydanın kullanıcısına sağladığı toplanma ve bir araya gelme deneyimiyle, Adana kent kültürünün hafızasında önemli bir yer edindiği öne sürülebilir (Resim 6).


Resim 6. Adana tren istasyonu, (Hüseyin Batar Arşivi) 

Gar binasının yanında inşa edilen sosyal tesisler de kent için önem göstermektedir. Çünkü burası, kentliyi modern kent kimliğine göre dönüştürmeye çalışan, çağdaş eğlenme ve kadın-erkek bir arada sosyalleşebileceği bir mekân olarak değerlendirilir. Ayrıca lojmanlarda modern konut ve sosyal mekânın modern bir örneği olarak gösterilir.

İstasyon binasının mekân organizasyonunda yolcu salonu, gişeler, lojman ve yaya alt geçitleri temel mimari elemanlar olarak karşımıza çıkar. Arazi kotları, çevre dokuyla olan bağlantılar, belli bir ortak mimari dil içinde farklı yerleşim düzenleri oluşturur.

Ana istasyon binası, I. Milli Mimarlık Üslubu’nun belirgin mimari özelliği olan simetrik yapı tarzı ve aksiyal kitle düzenlemeleri, plan ve cephede belirginleşir. Eğimden faydalanılarak yapılmasından dolayı meydan kotundan (güneyden) üç katlı, peron kotundan (kuzeyden) iki katlı olarak görülmektedir. Binanın orta kısmı, bekleme salonunun kat yüksekliği fazla tutulduğu için iki kat, yandaki kule bölümleri ise üç katlı olarak yerleştirilmiştir. İlk yapıldığında orta kısım tek katlı olarak inşa edilmiş daha sonra mimari özelliklerine uygun şekilde bir kat ilave edilmiştir. Bu ilave edilen kısım ilk yapıldığında Bölge Müdürlüğü olarak kullanılırken, 1976 yılında Bölge Müdürlüğü’nün karşı caddede yer alan sekiz katlı binaya taşınmasıyla bu kat, lojman olarak kullanılmaya başlanmıştır.


Resim 7. Adana tren istasyonu şimendifer atölyesi (Ayşe Durukan Kopuz arşivi)*


Resim 8. Adana tren istasyon binası ön görünüşü, (Ayşe Durukan Kopuz arşivi)*

Yapı yığma yapım tekniği ile karkas ve taş malzemeden yapılmıştır. Katlar kâgir olarak inşa edilmiştir. Dışarıya taşırılan taşıyıcı köşe taşları ve pencere kenarları, beyaz kesme taşla dekore edilmiş, duvarlar sarı boyalı serpme ile sıvanmıştır. Cephenin orta kısmında üç tane kemer içindeki pencereler sövelerle çevrilmiş arlarında 4’er tane eşit aralıklarla payandalar yerleştirilmiştir.


Resim 8. Adana tren istasyon binası, 1998, (Ayşe Durukan Kopuz arşivi)

Adana Gar Binası anıtsal ifadesinin yanı sıra, simetrik yapısı, ezici ölçekteki giriş holü, dikdörtgen planlı dış meydanıyla ilk yapıldığı yıllarda, Adana’nın giriş kapısı vazifesini görmüştür. Ayrıca binaların mekânsal organizasyonu kadar çevre dokuyla olan etkileşimleri, kentsel mekânın örgütlenmesini etkilemiştir. Ulaşım imkânına bağlı olarak oluşan yeni merkezlerle birlikte istasyon binasının etrafındaki alanlarda değişim başlamıştır.

Birinci Ulusal Mimarlık Dönemi’nin temel ilkeleri olan klasik Osmanlı mimarisinden alınan dekoratif unsurlar, yarımküre şeklindeki Osmanlı kubbeleri, destekleyici dirsekleri olan geniş çatı konsolları, sivri kemerler ve tezyini çini dekorasyonu ile yeni inşaat teknikleri olan betonarme demir ve çelik birleşimi özellikleri bu binada yer alır. Uzun yıllar sonra binanın, lojmanların, sosyal tesislerin ve meydanın aynı işlevle kullanılıyor olması geleceği çok yakından irdeleyen bir yerleşke tasarımı olduğunun kanıtı olabilir.

Adana Tren İstasyonu yerleşkesinin alınan Alman Deutsche Orient Bank desteğinden dolayı, hem mekânsal ham de mimari özellikleri dolayısıyla bir Alman ekolü ürünü olarak kurgulandığı da söylenebilir. Ayrıca her ne kadar ulaşım hedefini gerçekleştirmek için kurulmuş olsa da, modernleşme hareketinin başladığı kentsel ölçekte bir düzenleme olarak değerlendirilebilir. Yüzyılı aşkın bir süredir, geleni ve gideniyle Adana’ya hizmet eden bu değerli yapının hak ettiği değeri görmesi dileğiyle…


Kaynaklar
Akpolat, M,S, 2004, Tanzimat Sonrası Osmanlı Mimarlığından Bir Kesit: Adana-Mersin Demiryolu istasyon Binaları, Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dergisi, Cilt:21, Sayı.1.ss.77-93
Balamir, Lütfi, 1998, Emekli Demiryolları Müfettişi ile görüşme
Bozdoğan, S, Modernizm ve Ulusun İnşası, Metis Yayınları, 2001
Kopuz, D, A, 1999, Cumhuriyet Döneminde Mimarlık Akımları ve Adana’ya Yansımaları, Çukurova Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, Yayınlanmamış YL tezi, Adana

* Çizimler orijinal mavi ozalitler üzerinden, Ayşe Durukan Kopuz tarafından yapılmıştır. 

Etiketler

Bir yanıt yazın