+ Arkitera'nın gelişmiş özelliklerinden yararlanmak için lütfen giriş yapınız!
veya ile bağlan.

Gaziantep'te Kentleşme Dinamikleri

9 Eylül 2015, 13:30
  defa okundu.

Küresel kent yarışında önde olmak için değil, mutlu olmak için çaba sarf etmeliyiz. Süper Kent değil, özgün değerlere sahip çıkan “Mutlu Kent” olmak istiyoruz.

Gaziantep'te Kentleşme Dinamikleri

Biz Gaziantepliler tartışmaya açık olan "Marka Kent Gaziantep" ifadesini daha çok kullanıyoruz. Uluslararası marka sayılabilecek mutfağımızı ve yemek sektörünü bir kenara bırakacak olursak; Zeugma, Karkamış, Zincirli, Dülük ve tarihi kent dokusu, kültürel değerleri ile "Marka Kent" ya da "Süper Kent" Gaziantep denilebilir. Bu kentte yaşayan insanların tarih boyunca ırk, dil ve din ayrımı yapmadan kardeşçe bir arada yaşadıkları; cami, kilise ve sinagogların bir arada bulunduğu ve birbirine saygılı yaşam geleneğine sahip bir kent olduğu söylenebilir.

Gaziantep Süper Kent olunca sorunları da süper diye değerlendirmek yanlış olmayacaktır. Kent aldığı kırsal göç sonunda ortaya çıkan nüfus artışıyla; kent ve kentlilik sorunlarıyla, kimlik ve son dönem giderek hissedilen güvenlik, şehirleşme, ulaşım-alt yapı, eğitim sorunlarıyla da 'süper'liğini korur nitelikte.

Okuma yazma bilmeyen ve herhangi bir okulu bitirmemiş yaklaşık 350 bin insanın, bir o kadar da ilkokul mezunu insanın yaşadığı, üniversiteye giriş sıralamasında son yıllarda hep son sıralarda olan insanların Süper Kenti.

Gaziantep'in nüfus analizini yaparak, diğer süper kentlerle kıyaslamasını, farklılıklarını değerlendirebiliriz. 1800'lerin sonu ve 1900'lerin başlarında, o dönemki adıyla Ayntab, 80-90 bin insanın yaşadığı bir kent. Aslında bir kasaba olan Ayntab'dan, kent diye bahsediyorum. Çünkü kent yaşamı var o yıllarda, hatta bu konuda araştırmacılar özellikle divan şairlerinin sayılarından ve yazdıklarından yaptıkları çıkarımlarla, 1600'lü yılların ortalarından bu yana kent yaşamının var olduğunu değerlendiriyorlar.

Kent nüfusu 80 binlerde iken yaklaşık 65 bin Müslüman ve 15 bin gayrimüslimin yaşadığı bir kent, eski Gaziantep. Fransız işgali ve Kurtuluş Savaşı sonrası dönemde önemli ölçüde can kayıpları verildiğinden kentte nüfus 40 bine düşmüş. Cumhuriyet döneminde toparlanan kentin nüfusu 1927 yılında 214.499 (Bu tarihte Gaziantep'e bağlı olan Pazarcık ve Besni nüfusu dahildir), Türkiye nüfusu ise 10.342.391'dir.

2007 yılında Gaziantep'te 1.560.023 kişi, Türkiye'de 70.586.256 kişi; 2014 Yılında Gaziantep'te 1.889.466 kişi, Türkiye'de 77.695.904 kişi yaşamaktadır. 2007 – 2014 aralığındaki nüfus artış değerlendirmesini yapacak olursak, Türkiye nüfus artış oranı 7 yılda % 10 iken, Gaziantep'te bu oran yaklaşık % 22'dir (İstanbul'da bu oran %14). Gaziantep Kent merkezinde nüfus artış oranı ülkenin artış hızından 2 kat, İstanbul'unkinden 1,5 kat daha fazladır. Suriye'den alınan göçle birlikte değerlendirme yapılırsa son 7 yılda nüfusu % 50 artan bir kentte yaşıyor ve onun süper sorunlarına çözüm arıyoruz.

1960'ta 438.000'e (Bu tarihte Besni Adıyaman'a, Pazarcık Kahramanmaraş'a bağlanmıştır) ulaşan kent nüfusunun yaklaşık 3/4'ü kırsalda, 1/4'ten biraz fazlası ise şehirde yaşıyordu. Günümüzde ise 1/10'u kırsalda, 9/10'u kentte yaşayan insanlardan oluşan bir Süper kent haline geldik. Kır-kent yaşamının farklılıklarından ortaya çıkan sorunlar geniş kapsamlı ve iki taraflı değerlendirilecek başka bir ana konu.

Gaziantep sınırları içinde yer alan Dülük, Zeugma, Karkamış ve Zincirli'de 8 bin yıldan fazla, Gaziantep Kalesi'nde 6 bin yıldan fazla süredir yerleşik hayat devam eder. Gaziantep için planlama süreci açısından değerlendirme yaptığımızda 1600'lü yıllar için Evliya Çelebi'nin yazdıkları yapılaşma konusunda fikir verir. Ancak bugün var olan kent, 1919-1921 arasında Fransız bombardımanları nedeniyle neredeyse tamamen yıkılmış ve bu tarihten sonra yeniden inşa edilmiştir. Bu dönemde yapılar çevreye uyumlu ve saygılı yerel malzemelerin kullandığı yapılardır. Dönemin fotoğraflarında bu durum açıkça görülebilir.

Gaziantep'in ilk imar planı Hermann Jansen tarafından yapılmış ve 1938'de yürürlüğe girmiş; ikinci plan Kemali Söylemezoğlu, Kemal Arü tarafından yapılmış ve 1950'de yürürlüğe girmiştir. Her iki planın pek çok ortak yönü bulunmakta olup, bugünlerde büyük ölçüde yok edilen Cumhuriyet dönemi yapıları bu planlara göre yapılmıştır. Planlarda kentin verimli toprakları olan Değirmiçem, Sarıgüllük ve Topraklık bölgelerinde gelişme konut alanları öngörülmüş olmasına rağmen, toprağına değer veren kentliler bu tarımsal alanlarda hiçbir yapılaşmaya gitmemiştir. 1977'de yürürlüğe giren Zühtü Can planına kadar farklı plancılar tarafından pek çok mevzi planlar yapılmış, kentin merkezindeki çok kıymetli eski yapılar da 1957 sonrası imar mevzuatının uygulanması ve bütüncül olmayan bu mevzi planlarla büyük ölçüde zarar görmüş ya da kaybedilmiştir. 15 yıl hedefli, 10 yılın sonunda uygulanmaya başlanan ve istatistiki verileri tamamen yanlış olan Zühtü Can planı pek çok yönüyle başlamadan bitmiştir, ama kent içindeki çok kıymetli tarımsal alanlarda yapılaşmalar ortaya çıkmıştır.

1991-2003 yıllarında Oğuz Aldan planı, 2003'ten günümüze Necati Uyar planı kentteki yapılaşmaya yön vermektedir. Son 10 yıllık dönemde her üç yılda bir 1000'den fazla plan tadilatı yapılarak Necati Uyar planının da altı üstüne getirilmiştir.

Alleben dere yatağındaki yeşil kuşağın korunması, bugüne kadar yapılmış bütün planların ortak paydası olmasına rağmen bu kuşakta korunamamış, pek çok yapının inşa edilmesine göz yumulmuştur.

Türkiye'nin ilklerinden, en büyük Küçük Sanayi Sitesi ile 1969 yılında Türkiye'de ilk kurulanlardan biri olan ve inşaatına 1973 yılında başlanan Organize Sanayi Bölgesi yapılaşmaları kentte hızlı nüfus artışının kaynağı olan göçü ortaya çıkarmıştır. Planlamalar, bu etkenler doğru değerlendirilmeden yapılınca, nüfusun % 70'inin kaçak yapılarda yaşadığı, kamusal alanların rant uğruna talan edildiği anlayış giderek büyüyerek Gaziantep'i sorunlarıyla Süper Kent haline getirmiştir.

Gaziantep'in 5 Organize Sanayi Bölgesi'nde yılda 6 milyar dolar ihracat yapılan düşük katma değerli üretimle (ithalat giderleri 5 milyar doların üzerinde), yılda 720 bin m³ su tüketilmekte, 360 milyon m³ doğal gaz ve 3 milyar 600 milyon KvH enerji tüketilmektedir. Organize Sanayi Bölgesi'nin büyüklüğü ile Türkiye'nin, Ortadoğu'nun ve Balkanlar'ın en büyük OSB'si olmakla övünülmektedir. Dünya'da hiçbir kent tüm sanayisini stratejik, ulaşım, konaklama ve çevre sorunları açısından bir arada yapmaz. Gaziantep Organize Sanayi Bölgesi büyüktür, ama bu büyüklük bugün yaşanan pek çok sorunun kaynağıdır. Ayrıca 4. OSB tarımsal açıdan çok verimli topraklara (4-5 m. toprak tabakası ve birkaç m. altında su vardır) "tarıma elverişli değildir" raporları düzenlenerek yapılmıştır, kent için büyük bir talihsizliktir.

Belediyelerimiz hızla büyüyen bu süper kente hizmet üretmek için, kaynak yaratma amacıyla plan tadilatları yapmakta, sosyal donatı alanları yapı alanlarına dönüşmektedir. Şahıslar da belediyelerin çalışmalarını emsal alarak benzer çabalara girince planlar bozulmaktadır. Elde edilen büyük arazi ve arsa rantları nedeniyle iş dünyası da neredeyse işlerini geliştirmek için kullanmaları gereken kaynakları, elde ettikleri işletme kredilerini arsa spekülasyonlarında kullanmaya başlamıştır. Günü yaşayan, kişisel çıkarların ideolojiye dönüştüğü, "var olsun kazanç" diyen anlayışın insan olmanın önüne geçtiği, sermaye devlet iş birliği ile yani kente ve kamusal alanlara karşı suç işlenen bir dönem yaşanıyor. Sonunda rant paylaşımının kamusal çıkarların önüne geçtiği, ekolojik değerler, koruma kullanma dengesi yerine sürdürülebilirlik kavramının 'karların sürdürülebilmesi' olarak ele alındığı, modernleşme adı altında kentlerimizin Alzheimer yaşadığı günlere gelinmiştir.

Maalesef meslekte eğitim kalitesinin ve standartlarının tartışılacağı okullardan mezun olan meslektaşlarımızla, sayısı olağanüstü bir hızla artan mesleğin mensuplarıyız. Bu sorunlar bizi ilgilendiriyor. Neler yapıyoruz ve ne yapmalıyız?

Kentlerimizin tarihi, kültürel değerlerini, kamusal alanlarını, tarım ve sosyal alanları korumaya çalışıyoruz. Kentin sorunlarının giderek büyümesinin yanında tarihsel bir süreç içinde biriktiğinin bilinciyle çözümün parçası olmaya çalışıyoruz.

Belediyelerimizin meclis kararlarına her yıl yüzlerce itirazda bulunuyor, bildiğimiz doğruları çekinmeden dile getiriyoruz. Kamusal alanları korumak ve daha yaşanabilir bir Gaziantep için 3,5 yılda açtığımız 36 dava devam ederken, Belediye yöneticilerimizin çalışmalarında davet ettikleri her konuda gönüllü katkı koymaya, çağırmadıklarında kendi düşünce ve görüşlerimizi yazılı duyurmaya ve yol gösterici olmaya çalışıyor ve bunun görev olduğunu değerlendiriyoruz. Bu konularda yerel yöneticilerimizin meslek kuruluşlarının görüşlerine başvurmasını kent geleceği açısında önemli buluyor ve birlikte çeşitli çalışmalar yapıyoruz. (Kamil Ocak Stadyum Alanı Fikir Çalıştayı, Büyükşehir Kapalı Spor Salonu fikir projesi yarışması, Kahramanlık Panoraması projesi vb. gibi.) Pek çok konuda görüşlerimiz doğrultusunda çalışmalar yapılmadığı zamanlarda da diyaloğu koparmadan doğrularımızı ısrarla söylemeye devam ediyoruz.

Olumlu olarak değerlendirdiğimiz tarihi kent dokusuna sahip çıkılması, kültürel varlıkların korunması gibi huşular ile uyarılarımızla zaman zaman yeşil alanların, okul alanlarının artırılması gibi sonuçlar kentimizin gelecekte daha yaşanabilir bir yer olması için umutlarımızı artırıyor. Kamuoyunda vatandaşların da, sosyal medya aracılığıyla bu konulara sahip çıkması, olumsuzluklara karşı tavır alması da farkındalığı artırıcı yönde bir etki alanı ortaya çıkarıyor.

İyi insanlar doğaya, insana, yaşama saygı ve sevgi göstermelidir. Etik ve estetiğe önem vermeli, küresel kent yarışında önde olmak için değil, daha çok para kazanmak için değil, mutlu olmak için çaba sarf etmeliyiz. Süper Kent değil, özgün değerlere sahip çıkan "Mutlu Kent" olmak istiyoruz. Dünyada, ülkemizde ve kentimizde iyilik örgütlü değil; iyiliğin örgütleneceği kamusal alanların korunacağı ve gelecek nesillere aktarılacağı güzel kentlerde, güzel günlerde mutlu insanlarla yaşamak dileği ile...

Reklam

Yorumlar
Yorum bırakmak için giriş yapmalısınız!
gökhantemiz / 17 Eylül 2015, 11:51
Etiket olduğu gayet açık zaten Ömer bey, yalnız kentliler olarak adımızın başına koyulan her ifade sonrası başımıza gelen işler bizi korkutuyor :)
 
Omer Yilmaz / 17 Eylül 2015, 11:09
Süperkent Gaziantep adı Arkitera'nın bir etiketidir sadece. "Marka Şehir Gaziantep" "Kadim Kent Gaziantep" gibi deyimlerle bir ilgisi yok.

Ele alacağımız kentleri bir başlık altında toplamanın yolu bizim için. Bu kadar basit.
 
Osman Tekdamlı / 16 Eylül 2015, 16:10
merhabalar,
Bu konuyu burada tartışmak istemediğimden dolayı blog sayfamda yazmıştım ( wp.me/p5ddao-g ). Ama madem başlandı, bende birşeyler demek isterim. Yazı tarzınız güzel olmuş Gökhan bey, ama 3. paragraf hangisi 15 hangisi derken bir aşağı bir yukarı biraz yorulduk... ((:

Kentimiz hakkında konuşmaya başlayınca çok şey söylüyor çok da duyuyoruz. Ben bu şehirde doğdum ve büyüdüm, eğitim hayatından sonra kaldığım yerden devam ettim. Şikayet ettiğimiz çoğu şey gözlerimizin önünde cereyan etti ve vücut buldu. Şu an şikayet ettiğimiz konuların hepsinde az çok hepimizin katkısı var. Benim sorumluluğum ben kadar, meslek odasının sorumluluğu da kendi çapı kadardır.

İfadenin birinde "mimarı" ifadesinin çıkarılmasını istemiş Sn Severoğlu, bence ifadeye en çok uyan o kelime. Meslek odasından beklenti mesleğinin geliştirilmesi, meslektaşlarının saygınlaştırılmasıdır, iyi uygulamaların artırılması yönünde çalışmasıdır. (En azından benim beklentim bu). Ama Gaziantep'te ismini Mimarlar odası mı yoksa müteahhitler odası mı desek bilemiyorum. Mimarlarımız müteahhit olarak hizmet veriyor, özgün birşey yok. Koca şehirde örnek gösterilecek, ders olacak yapımız yok. İbrahimlide adres tarifi için kullanılan bir bina var; Yüksek Bina. Gören küçük dilini yutuyor. Gökhan beyin bahsettiği proje ve binalar var, afet...

Bütün bunlardan mimarlar odasını ve mimarları da sorumlu tutamayız elbet ama çözümün büyük paydaşlarından birisi mimarlar ve odaları. Blog yazımda ve burada yüklenmemin sebebi mimarlar odasından beklentimin yüksek olmasıdır. sistemli ve örgütlü bir oda, bu kenti iyi yönlendirecek potansiyeli de var ve mümkünse müteahhitlik işlerine biraz ara verip bunu kentin menfaati için çok daha etkin kullanması gerektiğini düşünüyorum.

Bir diğer husus; iyisiyle kötüsüyle Gaziantep bizim kentimiz/şehrimiz. Elimizden geldiğince iyi olması için çalışmalı, tanıtımı için çapa harcamalıyız. Şehrimizi dışarıdan ziyaret edenler harika yazılar kaleme alırken ( http://rktr.co/1QIspnc
Vesselam
 
gökhantemiz / 15 Eylül 2015, 16:44
Sayın Severoğlu,

Öncelikle ben teşekkür ederim yorumlarımı dikkate aldığınız ve cevapladığınız için.
Belirtmek isterim ki 4.5.6.7. paragraflara ilişkin yazdığım cümle sizi üzdüyse özür dilerim fakat Gaziantep'e ilişkin okuduğumuz kitap, rapor ve ya diğer yazınlarda bu tip detaylar gördüğümüz için sadece basit bir şekilde ifade etmek istedim. Fakat türkçemize sonradan girmiş ve biraz garip kalan KOPYALAMA ifadesi için ayrıca özür dilerim, haklısınız cümlenin ve benim gairpliğim. Bu paragraflardaki bilgiler hakkında kaynakları siz kadar detaylı okumadığımı da biliyorum fakat İKA, Büyükşehir Belediyesi yahut Kültür Turizme ait bazı kaynaklarda aynı ifadeler yer aldığından basit bir ifade ile geçiştirmiştim. Ama sizi üzdüyse kusuruma bakmayın.

Sayın Severoğlu,
Söylediklerinize aynen katılıyorum, bireyler bulundukları kente ve kentte yaşayan her türlü mahlukata karşı duyarlı olmalılar. Malesef ki Gaziantep'te yakın bir zamandır bulunuyorum ve gözlemlerime dayanarak şunları söyleyebilirim. Ne çok şeyi ne garip şeyler uğruna mahvetmişsiniz (kişisel algılamayın Gazianteplilerin tümüne söylüyorum). Örnek olarak neler derseniz, kentin 50 km ötesinde bulunan çiftçi dahil ne zaman imara girer ektiğim arazi diye beklemekte. Bunlara ne kadar engel olabildiniz bilmiyorum ama mimarı ya da mühendisi ne zaman görsem kentte imara yer açılmıyor o yüzden böyle oldu diyorlar. Bu ilginç ve çarpıcı bir durum çünkü ihtimal yoktur ki bu durum spekülasyonlara meydan vermesin.

Diğer bir hususta imar planlarının ekonomik fayda üzerine amaç olarak kullanılmasına ilişkin sözlerim içerisinden Mimarları çıkarmamı önermişsiniz fakat bunu yapamayacağım, çünkü tüm mimarların temsilcisi Mimarlar Odası şubeleridir diyemeyiz.

15. Paragraf konusunda olacakları en az bende sizin kadar merak ediyorum. Meydan ve anadolu üzerine ne kadar araştırmamız var bilmiyorum ama bu kadar büyük ezici meydanların çok ta insancıl olmadığını düşünüyorum. Gaziantep yeşilini kaybeden bir şehir, park alanı olarak tasarlanan alanların içinde ya oyuncak var ya kilit taşı; sorduğun zamanda suyumuz yok diyorlar. Bu konu hakkında da bence bir kamuoyu oluşturmalısınız.

Bunların haricinde Primemall karşısında yapılan İCONOVA projesi, Zeugma müzesi arkasında yükselen otel binası, yüz yıllık ağaçlarımızın kesilerek Forum Alışveriş merkezi yapılması, Şehitkamil belediyesi karşısında garip hiçbir açıdan kentsel anlamda kurgulanmamış otoparkı sorun yüksekliği sorun olan Sanayi Odası yapısı, bunlar hakkında da davalarınız varsa çok teşekkür ve takdir edeceğim sizleri.

Sivil Toplum Kuruluşlarının iktidar devşirme yeri olmadığını gördüğümüz zaman sanırım kent sorunlarına daha akılcı çözümler bulacağız. Bu sözümü sizi kastederek yazmadım tekrar özür diletmeyin bana :)

Kalın Sağlıcakla.
 
Bekir Sıtkı SEVEROĞLU / 12 Eylül 2015, 13:13
Sayın Gökhan Temiz,
Dikkatle yazımı okumanızdan dolayı ve pek çok olumlu veya olumsuz yorumunuzdan dolayı dolayı teşekkür ederim. Katılmadığınız ve farklı düşündüğünüz görüşlerinizi de saygı ile karşılıyorum.

Ancak;
"4, 5, 6, 7. Paragraflar; Nereden kopyalandıysa güzel analizler içeriyor, teşekkür ederiz." değerlendirmenizi "KOPYALAMA" ifadenizden dolayı şık bulmadım. Bir alıntı olsaydı nereden aldığımı yazardım. 23 Mart 2015 tarihinde Gaziantep Kent Konseyi'nin '' İmar ve Çevre '' konulu 5.Genel Kurul'unda yaptığım konuşmada bu konuda oldukça geniş ve kapsamlı değerlendirme yapmıştım, çok ihtiyaç duyarsanız bu konuşmama Kent Konseyi arşivinden daha geniş bilgilendirme ve değerlendirmelerime ulaşabilirsiniz. 4. ve 5. paragraftaki bilgileri doğrulamak için Merhum Abdullah Özer'in Halep Vilayeti Salnamelerinde Ayıntab Kazası (2007) ve Cengiz Eroğlu, Murat Babuçoğlu ve Mehmet köçer'in "Osmanlı Vilayet Salnamelerinde Halep" ( Kozan Ofset) adlı yayınlara göz atabilirsiniz. 6. ve 7. paragraftaki bilgilere yakın tarihimizle ilgilenirseniz okuduklarınızla yada çeşitli web sitelerindeki bilgilerle ulaşabilirsiniz. Bir yerden kopyalandığını sizi ispata davet ediyorum. Aksi halde lütfen bunu düzeltiniz.

Sayın Temiz,
Bireyler yaşadıkları kentlerde duyarlı olmalılar, yanlışın karşısında olmalılar. Bireysel olarak, kentim için neler yapmaya çalıştığıma Google dan ulaşabilirsiniz diye düşünüyorum.

2012 Şubat ayında Mimarlar Odası Gaziantep Şubesi Yönetim Kurulunda görev almamdan bu yana yaptığımız çalışmaları yayınlıyoruz, adresinizi yollarsanız size bunlardan yollayabilirim. Bunları incelediğinizde "12. Paragraf; kentin sanayicisi, yatırımcısı, inşaatçısı, mimarı imar planlarının emsalleri düşük o yüzden planlar yanlış diyeceğine bir kent bilinci oluşturup bu sanayi alanlarını yaptırmasalarmış keşke vallahi çok güzel olurmuş ama geçti artık. Bu konuda da katılıyorum." yorumunuzda yer alan "mimarı" ifadenizin orada yer almaması gerektiği görüşüne sizinde katılacağınıza inanıyorum.

15. paragrafta yer alan "Pek çok konuda görüşlerimiz doğrultusunda çalışmalar yapılmadığı zamanlarda da diyaloğu koparmadan doğrularımızı ısrarla söylemeye devam ediyoruz." cümlesinden amacımızı açıkça anlattığımı düşünüyorum.

"Süper Kent Antalya’dan sonra Süper Kent Gaziantep için söylenecek her şey diğer büyük kentlerimiz için de söylenebilir. " cümlesiyle başlayan yazımın, bu cümlesi kanaatimce yayıncımız tarafından sehven eksik yayınlanmış. Kent sorunlarımız; yalnız Gaziantep'te değil tüm kentlerimizde yaşanıyor, Çözüm, kentte yaşayan bireylerin birlikte yanlışa karşı çıkabilmesinde yatıyor.
 
gökhantemiz / 11 Eylül 2015, 16:39
1. Paragraf; bahiste olduğu gibi Gaziantep süperden ziyade kadim bir kenttir ama maalesef ki kurtuluşundan bugüne rasyonel bir plan ya da vizyon ile tasarlanmamıştır. Hiçbir belediye başkanı bu kentin gelecek 50 -100 yılı için şunu yaptım diyemez. Tabi buna kentin tasarımcıları, mimarları da dahil. O bakımdan süper, mega gibi söylemler en çok bu kent için kadük kalacaktır.

2. Paragraf; tamamen katılıyorum, Sıtkı beyin bahsettiği tüm sorunlar noktasında Süper sorunlu bir kentimiz var fakat ne hikmettir kentimizde onca mimar olmasına rağmen bir tane süper tasarım yapımız yok. Kentin her noktasından görünen hatta devrilse kalenin üzerine yıkılacak iconova yı saymaz isek!!!

3. Paragraf; burda bahis ettiğiniz 350.000 vasıfsız insanın, emekleri sömürülmek adına bu memlekete -çoğu zaman mimar dostların kol kola bulunduğu- yerel siyasetçilerin ''politik-ekonomik'' kararları sonrasında göç ettirildiklerini hatırlatmak isterim. Çözüm adına birşey yok keşke dahası gelse diye el oğuşturduklarını biliyoruz.

4, 5, 6, 7. Paragraflar; Nerden kopyalandıysa güzel analizler içeriyor, teşekkür ederiz.

8. paragraf; hadi eskiyi mahvettik onu anladım ama bu iconovayı nasıl halledeceğiz, davalarınız arasında bu alanın imar planı ve satışı da var mı, varsa tebrik edeceğim. Artık Fransızlarda yok.

9. Paragraf; ilk plandan bu yana öngörülen en büyük gerçeklik Gaziantep Kalesi, nasıl bir el ise bu planlar vaziyet planı çizer gibi yani bir nevi resim gibi planlar, ne gibi bir analiz, sentez süreci sonrasında yapılmış anlamak na-mümkün, fakat yine de nostalji olsun diye bakalım dedik ve gördük ki bakıp kapatacaksın. O tarihlerde Avrupa ve Amerika’ daki kent planlarına bakınca neler var bu planlarda neler var öyle değerlendirmek lazım, ama tabi ne gerek var savaş sonrası iki habbe boyalı resim Gaziantep’ e çok bile nasıl olsa anlayan yok.

10. Paragraf; Oğuz Aldan farklı hayalleri ve bakışı olan bir plancı, kentsel tasarımı imar planı ile bütünleştirmeyi başarabilmiş ender teknokratlardandır fakat birde Gaziantep’i anlayabilse imiş iyi olacakmış, nakışın detayına takılıp plan yapmayı hep işin sonuna ertelemiş gibi. Diğer konu 2003 sonrası Necati Uyar planları; bu konu biraz detaylı incelenmesi lazım deyip başlayalım. Necati Uyar kentimizin Koruma Amaçlı İmar Planı, 1/100.000 Çevre Düzeni Planı, 1/25000 Nazım İmar Planı, İbrahimli-2 ve Yamaçtepe bölgesi 1/5000 ve 1/1000 planlarını yapmıştır diye biliyorum. 10 yılda bu planlarda 1000 tane değişiklik olmadı diye tahmin ediyorum hatta toplasak 15-20 tane değişiklik yapılmıştır. Kaldı ki bu 1000 lik planların hiçbirisi henüz yerleşime başlayan yerlerde değil. 100 bin ve 25 bin planlar içinse zaten ne gibi bir plan kararı var ben bulamadım eğer muhteşem şeyler vardıysa yok edildiyse bunları detaylı anlatmak lazım. Süper kent diye başlayıp altı yanlış bilgi ile dolu planların seceresine gelince kafalar karışıyor çünkü.

11. Paragraf; Sıtkı bey bu konuda sonuna kadar haklısınız, katılıyorum.

12. Paragraf; kentin sanayicisi, yatırımcısı, inşaatçısı, mimarı imar planlarının emsalleri düşük o yüzden planlar yanlış diyeceğine bir kent bilinci oluşturup bu sanayi alanlarını yaptırmasalarmış keşke vallahi çok güzel olurmuş ama geçti artık. Bu konuda da katılıyorum.

13. Sanırım belediyeler bu işi bilmiyor, siz aday olun memleket kendine gelsin, Sosyal Donatı Alanı yenir mi arkadaş.

14. Paragraf; hepiniz siyaset yapıyorsunuz. Bağcı dövüyorsunuz…

15. Paragraf; ne kadar işe yaradığını önümüzdeki günlerde göreceğiz, ama güzel bir çaba idi tebrik ediyoruz.

16. Paragraf; Dünyaya baktım da bizde tarih ya yok, ya da mahvetmişiz, koruyoruz dediğimiz yerlerde de buzdolabı satan yerle don satan yere aynı malzeme tabela çakıyoruz oluyor koruma. Az biz korumayalım ciddiyim.

17. Paragraf; Temennileriniz için teşekkür ediyoruz, fırsatlar kaçmadan memleket için çok geçmeden.

 
Mehmet çarpınlıoğlu / 9 Eylül 2015, 21:33
Katılıyorum
 
 
30 gün içinde en çok
Okunan Yorumlanan
İlgili Görüşler