+ Arkitera'nın gelişmiş özelliklerinden yararlanmak için lütfen giriş yapınız!
veya ile bağlan.

Dosya: Mimari ve Tasarımda Gelecek

24 Nisan 2019, 17:00
  defa okundu.

Malzemeyi, ışığı, dokunmayı, görmeyi özellikle insanı ve onun yapıp etmelerini dert edinen yeni bir yolun, mimarlık edimini yaşadığı krizden uzaklaştırabileceğini düşünüyorum.

Dosya: Mimari ve Tasarımda Gelecek

Door Handle, Haus Wittgenstein, Viyana, 1928

Geleceğin mimarlığı veya tasarımın yarını nasıl olabilir? Ne değişir onlarca yıl sonra? Mimarlık ve tasarım adına nasıl bir yola girilir? Muhtemeldir ki, önce yolun tarifi değişir. Sadece yol haritası değil, öncelikle yolun tanımı belki. Gelişen teknolojiyle gündeme düşen her imkânı kapitalin oyuncaklarına dönüştüren bir çağdan, bambaşka bir çağa atlamayı hayal ediyorum kendi adıma. Mimarın hikâyeyi anlatan ve kurgulayan kişiye dönüştüğü, şeyleri, kavramları, mekânları ve duyguları büken poetik bir bakışın kaynağı olduğu bir yeni çağ. Bunu yaparken, gündelik hayatı, kenti, yapının doğasını, hesaplanmış tüm bedellerini, üretime ve sonrasına dair tüm süreçleri düşünen kişiye dönüştüğü bir gelecek. Malzemeyi, ışığı, dokunmayı, görmeyi özellikle insanı ve onun yapıp etmelerini dert edinen yeni bir yolun mimarlık edimini yaşadığı krizden uzaklaştırabileceğini düşünüyorum. Tekniğin bir uygulayıcısı olmanın ötesinde, kurduğu hikâyeye ait tekniğin keşfine doğru yola çıkan, yolda olan iyimser bir tasarımcı. İmkânsız değil, üstelik gerekli.

Editörün notu: "Mimari ve Tasarımda Gelecek" dosyası Heval Zeliha Yüksel'in editörlüğünde hazırlanmıştır. Dosya dahilindeki makaleler ilk olarak İstanbul Art News'te yayına alınmıştır.

Reklam

Yorumlar
Yorum bırakmak için giriş yapmalısınız!
Azat Yalçın / 25 Nisan 2019, 14:04
Fenomenoloji kuyusuna düşmüş mimarlık... Bireysel tutkuların deliliği. Veya salt ihtiyaçların vahşiliği ile sınırlandırılmış üretim. Cemiyet taleplerine göre şekillenmiş yaşam da aynısı. Sitecilik, kapalılık...vs. üretim araçlarının tamamını alıyor veya kiralıyor. Kendi bir araç geliştirememiş, şiir yazıyor, kalem aynı kalem = burjuvazinin beklediği o gerzeklik ''ben size makine veya malzeme vereyim, siz kullanın'' ...daha çok üretmeli, daha çok satmalı, devrim yapmalı bunları üreten makinelerde sürekli. Zaman kazanıyor ama anı dondurup mekanlaşamıyor. Dışsal belirlenmiş bilgi ve doyumun ötesine geçemiyor, kendi kendini tüketiyor, bulursa özerk ve özgün mekanları (simitçi bile olur) veya hatıraları (che) acımasızca kullanıyor....vs. uzar gider. Püriten veya sosyalist goygoyculuğun ötesinde, üretici bireyleri kazanan mekanlar BOŞ BIRAKILMALI. Onlar bu heterotopyayı şekillendireceklerdir, karışmayınız. Mimarlık, belgeselciliğine geri dönerse, güzel bıraktığı 16.yydan itibaren yeniden üretmeye başlayabilir. Bu sefer kıçından yine bir idealizm üretmez, bürokratçılığa karışmaz umarım. Ama bence bir 100 yıl daha gerekli gözlerdeki o buhunun gitmesine.........
 
 
30 gün içinde en çok
Okunan Yorumlanan
İlgili Görüşler