+ Arkitera'nın gelişmiş özelliklerinden yararlanmak için lütfen giriş yapınız!
veya ile bağlan.

Mimari ve Müzikte Form, Fonksiyon, Strüktür

6 Şubat 2018, 10:51
  defa okundu.

Mimari ve Müzikte Form, Fonksiyon, Strüktür

Görsel: Mark Knopfler'in "What it is" parçası için eskiz, Özgür Savaş Özer

Evrende var olan tüm madde ve kavramların üç ortak ögesi olduğu söylenebilir:

Form, Fonksiyon, Strüktür+Konstrüksiyon. 

Aristoteles, Fizik adlı eserinde bu konuya, “her oluşun dört ögesi vardır” diyerek değinmiş ve bu dört ögeyi şöyle sıralamıştır:

1. Oluşun kendisinden meydana geldiği şey, yani madde

2. Oluşan şeyin biçimi, yani form

3. Oluşan şeye biçimini veren, yani etken

4. Oluşan şeyin niçin oluştuğu, yani erek 

Bugün hala biz de “oluşu” Aristoteles ile aynı şekilde okuyoruz. 

***

Yaratma ile ilgili tüm disiplinler, üç temel ögeyi, yani form, fonksiyon ve maddeyi, kendi yöntemleri çerçevesinde işler ve somut veya soyut ürünlere dönüştürürler.

Genelde tüm varlıkların, özelde insan yaratısı tüm varlıkların, daha özelde ise tüm tasarım ürünlerinin ortak bir özü olduğu söylenebilir. Bu özü aramak zor bir iştir. Fakat sanat ve tasarım tarihi boyunca insanlar bu arayışa girmekten geri durmamış, tarih, bu yolda “temel tasarım” gibi yeni disiplinlerin gelişimine, sanat ve tasarım eğitiminin dönüşümüne ve zincirleme reaksiyonlarla üretimin ve giderek dünyanın değişimine sahne olmuştur. 

Bu arayışta daha derinlere inildiğinde başka bazı sorular insanın aklına gelir. Farklı tasarım disiplinleri arasında düşünce ve uygulama boyutunda geçişler yapılabilir mi? Bu disiplinler birbirini etkileyebilir mi? Birbirlerinin ürün verme süreçlerine katılabilir, bu süreçleri değiştirebilir veya dönüştürebilir mi? Heykelin binası; binanın müziği; müziğin resmi nasıl yapılır? 

Bu konuda pek çok insan kafa yormuş, belli sonuçlar da almışlardır.  Fakat kuşkusuz “modern düşünce yapısı” konuya analitik yaklaşacak, onu bileşenlerine ayıracak, her bileşeni ayrı ayrı inceleyip disiplinler arası karşılaştırmalar yapacak, bunlardan çıkacak sonuçlardan bir kuram ve devamında bir yöntem geliştirecektir. 

***

Böyle bir analiz için mimari ve müziği seçmek öğretici bir deneme olabilir. 

Herhangi iki başka tasarım disiplinine de aynı şablonda uygulanabilecek olan bu karşılaştırma, mimari ve müzik için şöyle yapılabilir;

Mimaride form nedir? - Müzikte form nedir?

Mimaride fonksiyon nedir? - Müzikte fonksiyon nedir?

Mimaride strüktür nedir? - Müzikte strüktür nedir?

Bu analize mutlaka iki disiplinin ürün verme süreçlerinin incelenmesi de eşlik etmelidir;

Mimaride tasarım süreci nasıl işlemektedir? - Müzikte tasarım süreci nasıl işlemektedir? 

Böylelikle her iki disiplini hem ürünlerinin yapısı açısından, hem üretim süreç ve yöntemleri açısından parçalarına ayırmış ve bu parçalara mikroskop tutmuş oluruz.

Parçalara ayırma konusunda yeterince başarılı olursak, mikroskobun altında göreceğimiz en önemli şeyler büyük ihtimalle matematik ve fizik olacaktır.

***

Parçalara ayırmayı deneyelim...

Mimaride Form X Müzikte Form

Mimari ürünün formu; onun biçimi, duyu organlarıyla algılanan sınırlarıdır. Mimari maddenin uzayda kapladığı mutlak ve gerçek bir hacim vardır. Bu hacim, uzaydan koparılmış bir parçadır. “Mimari Madde + Uzaydan Koparılmış Parça”dan oluşan mimari ürün, maddenin organize edilmesinde gözetilebilecek farklı yaklaşımlara göre farklı hacimler kaplar, farklı biçimler alır, farklı etkiler yaratır. Mimari madde, doğada var olan atomlardır.

Müzikal ürünü oluşturan madde “ses”tir. Ses, atmosferin bir bölümünün titreşmesiyle var olur ve bu titreşim hareketinin erişebildiği bir sınır, volüm, yani hacim vardır. Bu da müzikal ürünün uzayda kapladığı hacimdir. Bu kabulle, müzikal ürünün formu, müzikal ürünü oluşturan madde ile aynı şeydir. Bu form, maddenin (sesin) organize edilmesinde gözetilebilecek farklı yaklaşımlara göre değişir, farklı etkiler yaratır.

Mimaride Fonksiyon X Müzikte Fonksiyon

Her mimari ürün bir tasarım problemi ile başlar ve bu problemin çözümü ile sonlanır. Tasarım problemi, bir “yerine getirilmesi gereken işlevler ve karşılanması gereken ihtiyaçlar bütünü” olarak ortaya çıkar ve çözüm bekler. Sonuçta çıkan çözüm kümesi, o mimari ürünün fonksiyonunu oluşturur.

Müzikal üründe de her zaman verilmesi istenen duygular, çoğu zaman anlatılması istenen düşünceler, bazen vurgulanması / gündeme getirilmesi / tartışılması istenen konular vardır. Müzik disiplini içinde bu isteklerin yerine getirilmesi için uygulanan yöntemler ile, o müzikal ürünün fonksiyonunun ortaya çıktığı söylenebilir.

Mimaride Strüktür X Müzikte Strüktür

Strüktür, “taşıyıcı sistem”dir.

Mimaride, yapının ağırlığını yere aktaran, yapı bünyesinde yer alan tüm unsurların bir arada ve fiziksel olarak denge durumunda kalmasını sağlayan sistemdir.

Müzikte, farklı özellikteki seslerden oluşan müzikal ürünün bileşenlerini bir arada tutan altyapı; bu sesleri okunabilir ve anlaşılabilir, işlevini yerine getirebilir kılacak nitelikteki organizasyon olarak tanımlanabilir.

Mimaride ve Müzikte Konstrüktif Elemanlar

Konstrüktif elemanlar, taşıyıcı olmayan ama yapıyı bütünleyip sonlandıran unsurlardır. Mimaride yardımcı yapısal elemanlar ve ince yapı elemanları, müzikte taşıyıcı olmayan ama parçayı sonlandıran ve ona katkıda bulunan ses yapıları, belki müzik parçasının üzerine yazılan sözler, konstrüktif elemanlar olarak değerlendirilebilir.

***

Mimari ve müzikteki tasarım süreçlerinin karşılaştırılması ve her ikisinin ürünleri için form-fonksiyon-strüktür birliğinin izinin sürülmesi, çok daha derin bir araştırmanın konusudur.

Fakat bu araştırmayı yapmaya değer, çünkü bu bir bina için senfoni bestelemekten, veya bir müzik parçasını dinleyerek eskiz yapmaktan daha fazlasıdır.

Bu, “oluş”un lisanının peşine düşmek ve onu öğrenmeye çalışmaktır.

Reklam

Yorumlar
Yorum bırakmak için giriş yapmalısınız!
Bedirhan Uğur / 8 Şubat 2018, 12:56
Murtaza Bey , Siz de kusura bakmayın ama burada görüşlerimizi bildirdiğimiz konu sizin stüdyolarızdan birinde çözülebilecek bir yüzeysellikte değil.
 
MURTAZA / 7 Şubat 2018, 08:35
Neden bahsettiğimi daha detaylı anlatmamı istersen bizim stüdyolarımızdan birine gelebilirsin Bedirhan. Özür dilerim ama yazdıkların son derece yüzeysel ve dediklerimle alakasız.
 
Bedirhan Uğur / 7 Şubat 2018, 06:04
İnsanlar neden deneyimlemediği , bilmediği bir konu hakkında süslü bazı kelimelerle ıstıraplar içinde kalma ihtiyacı duyar cidden anlam veremiyorum.

Yapılan şey sanat ise sadece müzik değil yaşamın her alanıyla etkileşim içindedir ve bu etkileşim sürekli bir döngü halindedir.Birbirini iyi/kötü besler.Sürekliliğini,gelişimini devam ettirir.

Tamamen farklı alanlardaki sanatsal üretimlerin arasında var olan ; üretim biçimlerindeki benzerliklerden bahsedilmiş.Bunun olması zaten çok doğal.

Bu yazıda dilin bir oyunu yok.Hakikatin kendisi var.Hakikat ancak görebilenler için anlamlıdır.

Neden mimarlar kulaklarını kullanma ihtiyacı duymuyor?
Kulak denilen organ sadece müzisyenler için mi ?
Hiç bir yapıyı ,mekanı ve hacimlerin birbirleriyle olan bağını kulaklarınızla görmeye çalıştığınız oldu mu ?
Mimarlık sadece belirli duyular ile yapılan bir pratik mi ?
Sorguluyorum.

İnsanı çıldırtan ortamlar tasarlanıyor.Bu durumu hepimiz her gün hayatın her alanında deneyimliyoruz.
Mimari denilen şey sadece görebildiğimiz form kütle ve bunlara hayat veren ışıktan ibaret değildir.
Mimariyi asıl önemli kılan görünmez olandır.Boşluklardır mesela.Dokunamazsın.
Ve bu boşluklara hayat veren sesin kendisidir.Işığın cazibesidir.
Mimarinin müziğe , müziğin de mimariye ihtiyacı vardır.

Müziğin kurgulanması da bir ihtiyaç ise kurgulanır.Mimaride de olduğu gibi.Sen mağarada yaşamayı tercih edersen kimse sana karışmaz.(Evliysen hanım arıza çıkartabilir.)


 
MURTAZA / 7 Şubat 2018, 00:23
Bu arkaik fikirlerin hala sürüyor olması bana ıstırap veriyor.

Mimarinin müzikle ilişkisini kurma gayreti feci bir yanılgıdan kaynaklanır. İnsanların hazzı sömürmesiyle yakından ilgilidir. Zaten medeniyetin huzursuz taraflarından biri de budur. Müziğin kurgulandığına inanmayı severler. Hüzünlü mekanlar-müzikler, neşeli mekanlar-müzikler, salaş mekanlar-müzikler mekan-müzik bağlamında insanların halet-i ruhiyesini hayaller-gerçekler geriliminde bozarlar. Halbuki kurgulanmış bir müziğin sadece geleneğe değin olduğunu ıskalarsan mimari ve müzik bağlamında hakikati aradığını zannedersin. Arzunun doğasına aykırı olan da tam olarak burada filizlenir. Mekanın kapsayıcılığına dair, libidinal akış içerisinde sersefil halde istikbal kaygıları üzerinden var olma edimlerini tanımlamaya çalışan genç erişkinlerin yaşadığı sorunun temeline değinirsek, anın uzamsal derinliğine (yani zamanın akışı değil, anın uzadığına, anın süregelen tezahür zeminine dair beden-zihin hareketlerimizi gösteren bağlantısal zemin) erişemeyen, bu tür düalist fikirleri enteresan bularak bir çıkış yolu aramalarını zımnen sağlayarak sıkıntılarından kaçma eğiliminde doyumsuz bir neslin, tekniğin ve bilimin doğasına dair sezgiye ya da hayatın bağlantısallığını derin bir iç görüyle görebilmek yetisine teşne bireylere mesafeli, birikimli embesillerin üreyeceği zemini hazırlarız. Bu noktada dilin oyununa geliyoruz. Müzik diyorlar mimarlık diyorlar.

"Müzik aç!"

(Patron müzik aç dediğinde Captain Beefheart ya da Schoenberg açamazsın. "Arkada çalmalık" "Çalışırken sessiz olmasın müziği"ni kast ediyor.)

"Arkadaşım İsviçre'de mimarlığı bıraktı şu an New York'ta caz piyanisti"

(Arkadaşı üç adet, tüm kullanıcıların tiksindiği berbat villa tasarladı. Çocukken aldığı caz eğitimi sayesinde pahalı sağlam portföyünü kullanarak kapağı bir şekilde New York'a atmış.)


"Fazıl'ın konserine bilet kaldı mı?"

(bildikleri Beethoven 9, Bach Badinerie, Yann Tiersen müziği)
 
 
30 gün içinde en çok
Okunan Yorumlanan
İlgili Görüşler