My Architect filmi Oscar Ödülleri'ne adaylığı ile tekrar gündeme gelen 2003 yılında tamamlanan bir çalışma. Film, Louis Kahn'ın oğlu Nathaniel Kahn'ın 20. yüzyılın en önemli figürlerinden olan babasının ölümünün ardından, onu anlamak üzere çıktığı bir yolculuğun hikayesi.
Filmde, Louis Kahn'ın başarılı ve öncü profesyonel yaşantısının yanında, karışık ve sır dolu özel hayatına da tanık olur izleyici. My Architect dosyasını The New York Times gazetesinin mimarlık eleştirmeni Herbert Muschamp'ın değerlendirmesi ile birlikte aktarıyoruz.
My Architect Filmi
4 Aralık 2004, 16:39Yazan: nataliegörsel öğelerin eğitim ve öğretimde ne kadar başarılı olabileceğini kanıtlayan bir yapımdır bence bu film.
4 senelik eğitimimden arta kalan kırık dökük fikirlerimi bir yerlerinden tutup yapıştırmaya başlaması keyif vericiydi, keşke bu tip yapımlar çoğalsa, göremediklerimizi görsek, bilemediklerimizi bilsek, daha çok tanısak, tanışsak...
( armut piş, ağzıma düş ,sapı da yukarda kalsın..)
23 Kasım 2004, 09:30Yazan: catdicikHaftalar sonra nihayet görebildim filmi.Bazen çok duygulandım hatta gözlerim doldu.İlginç bir özel yaşamı varmış.Beni en çok etkileyen yapıtlarını hiç bir zaman para kazanma kaygısıyla yapmamış olması,çok zengin olabilirmiş belki ama o bunu istememiş.Kötü bir ölüm şekli,en azından bu kadar iyi bir mimar için..Ve oğlunun babasını tanımaya ve anlamaya çalışarak böyle bir belgesel yapması çok etkileyici.Parlemento binasını muhteşem bir yapı..
18 Ekim 2004, 13:29Yazan: Metin KaradağHaydarpaşa Lisesi'nde kimya dersinin laboratuarinda hocamız cam bir kavanozdaki seffaf sıvıya başka bir sıvıyı damla eklerken, doyma noktasında düşen bir son damla sıvının rengini bir anda mavi yada yeşile çevirirdi (ya?)...
Filmin son bölümünde Bangladeşli mimarın söyledikleri de tam doyma noktasında düşen damla etkisi yaptı bende.
Filmin tamamı bir anda asılı kaldığı buruk boşluktan bir doymuşluğa geçti.
Eğer o sözleri duymasaydım içimdeki burukluk rahatsız etmeye devam edecekti, farkına varmayacaktım tüm bu olan bitenler arasında.
Çalışmaları, eserleri ve özel-özel yaşamı çok içten ve samimi ( Ceset Kuralı:) bir örgü ile filme alınmış.
Teşekkürler Rabia Alga:
GG deki sergiyi kaçırmakla bir şey kaçırmadığım haberine sevindim:)
-----------------------------------
Açıkcası bu kadar etkileneceğimi sanmıyordum...
Daha önce birçok ödev hazırlamıştım Louis Kahn ve yapılarıyla ilgili ama 2 boyutlu resimlerden demekki hiç bu kadar etkilenmemişim (taki filmi izleyene kadar)..Gerçekten ben de herkesin görmesini isterim filmi..
Aslında filmde etkilendiğim başka noktalardı yapılarından öte..Çok doğaldı bi kere, hiçbir yapaylık yoktu filmin çekiminde, bütün ödülleri hakediyo bence..Filmin sonunda düşündüm ki ya "hayatın mimarlık olacak" ya da "hayatında mimarlık olmayacak"..Herşeyin ortası iyidir ama mimarlık için bu çok fazla iyimserlik oluyor...
Film hakkında konuşulacak çok şey var belki ama hayret ettiğim şeylerden biri de ona hala aşık olan kadınlar..Şu an sefil durumda da olsalar hala suçlamıyorlar onu, hala delicesine belki aşıklar..O yaşlı kadının hala gözleri doluyordu adından bahsederken..Yapılarında hala onu hissediyorlardı..Çok etkileyiciydi..
Not: Garanti Galeri'deki sergiyi gezmemekle çok şey kaybetmediğini belirtmeliyim. ;)
18 Ekim 2004, 10:58Yazan: Rabia AlgaAçıkcası bu kadar etkileneceğimi sanmıyordum...
Daha önce birçok ödev hazırlamıştım Louis Kahn ve yapılarıyla ilgili ama 2 boyutlu resimlerden demekki hiç bu kadar etkilenmemişim (taki filmi izleyene kadar)..Gerçekten ben de herkesin görmesini isterim filmi..
Aslında filmde etkilendiğim başka noktalardı yapılarından öte..Çok doğaldı bi kere, hiçbir yapaylık yoktu filmin çekiminde, bütün ödülleri hakediyo bence..Filmin sonunda düşündüm ki ya "hayatın mimarlık olacak" ya da "hayatında mimarlık olmayacak"..Herşeyin ortası iyidir ama mimarlık için bu çok fazla iyimserlik oluyor...
Film hakkında konuşulacak çok şey var belki ama hayret ettiğim şeylerden biri de ona hala aşık olan kadınlar..Şu an sefil durumda da olsalar hala suçlamıyorlar onu, hala delicesine belki aşıklar..O yaşlı kadının hala gözleri doluyordu adından bahsederken..Yapılarında hala onu hissediyorlardı..Çok etkileyiciydi..
Not: Garanti Galeri'deki sergiyi gezmemekle çok şey kaybetmediğini belirtmeliyim. ;)
17 Ekim 2004, 23:08Yazan: Metin KaradağAklınızda kalanları yazar mısınız?
15 Ekim 2004, 23:53Yazan: Metin KaradağAfisini ilk gördüğümde aklımda kalan filmin sadece bir gün gösterileceği idi.
Değilmiş:)
Bence kaçırmayın.
Garanti Galeri'nin yanındaki Ayhan Işık sokakta Majestik Sineması'nda bu hafta.
(Bilmeyenler için adres tarifi: Taksim Meydanı'ndan girip İstiklal Caddesi'nde yürüdüğünüzde ilerde sağda Ağa Camii'ni göreceksiniz. biraz daha giderseniz solda Garanti Galeriyi... -Tüh şimdi aklıma geldi Garanti Galeri'deki sergiyi gezmeyi unutmuşum)
Aklınızda çok şey kalacak.
Örneğin öğrencilerine konuşurken "bir tuğla" için söyledikleri dikkatinizi çekebilir.
Yada en son bölümde Bangladeş Parlamento Binası içerisinde Bangladeşli bir mimarın söylediği güzel sözler sizi de ağlatabilir...
Belgesel ama çok iyi bir örgüsü olduğu için belgesellerin mekanik tadı yok.
Stanley Kubrick'in "2001 Uzay Macerası" filminde olduğu gibi etkilendim. Geçtiğimiz yıl Stanley Kubrick'in anısına "2001 Uzay Macerası" filmi tekrar gösterildiğinde izlemişseniz yıllar önce çekilmiş bu filmin sanki bugün çekilmiş gibi herdaim tazelik etkisi dikkatinizi çekmiştir.
Louis Khan mimarlığının bıraktığı etkide zamanın durağanlığı yarıp sürekli bugünle buluşmasına şahit olabilirsiniz...
Unutmadan bir daha tekrar edeyim "tuğla" deyip geçmeyin...
MK
........
---------
arkitera ana sayfa haberinden
Senin baban bir mimardı...
Haftanın bir diğer ilginç filmi “Mimar Babam-Bir Oğlun Yolculuğu” adıyla gösterime giriyor.
Otobiyografik belgesel tarzında hazırlanan film, mimarlık tarihçileri tarafından 20. yüzyılın en önemli mimarlarından biri olarak gösterilen Louis Kahn’ın hayatını beyazperdeye aktarıyor. Hikayenin arkasında Louis Kahn’ın oğlu Nathaniel Kahn duruyor. Babasını tanımak ve anlamak için 5 yıl sürdürdüğü serüveni anlatan film, ünlü mimar hakkında ayrıntılara yer veriyor. Her ne kadar film, babasını arayan çocuğun hikayesi üzerine kurulu gibi gözükse de mimarlıktan anlamayan izleyiciler bile film sonunda Louis Kahn’ın mimarlığı ile ilgili pek çok bilgiye sahip olabiliyor. Nathaniel, babasının dünyasına girdikçe eserlerini sadece bir ‘nesne’ gibi görmemeye başlıyor. İzleyiciyi Pennsylvania İstasyonu’nun yeraltındaki koridorlarından Bangladeş’in sokaklarına, New England sahillerinden Kudüs’e epik bir yolculuk bekliyor. -Zaman Gazetesi-
Bütün yorumları forumda okuyun!







