Süper Kent Eskişehir Dosyası Başlıyor

Süper Kent dosyası kapsamında Eskişehir'de kentleşme, mimarlık ve tasarım konularındaki gelişmeleri ortaya koyacağız.

Uzun zamandır devam ettirdiğimiz Süper Kent dosyası kapsamında Eylül-Ekim aylarında Eskişehir’e odaklanacağız. Kenti tüm yönleriyle incelemeyi hedeflediğimiz dosyada güncel kent, mimarlık ve tasarım meselelerinden kent ve mimarlık tarihine kadar pek çok içerik üretmeyi hedefliyoruz. Bu bağlamda iki ay boyunca Eskişehir’e dair söyleşileri, görüş yazılarını, kentin önemli projelerini Arkiteracom’da izlemeniz mümkün. Peki, kentin hangi konularıyla ilgileneceğimizi sorarsanız Eskişehir’de neler olup bittiğine şöyle bir göz atalım…

Bölgede antik kentin kuruluşunun tarihi MÖ 14. yüzyıla dek uzanıyor ancak tabii ki modern kentin oluşması Türkiye’deki pek çok kentte olduğu gibi cumhuriyet yıllarına dayanıyor. Kentin fiziksel olarak gelişmesini tetikleyen ilk gelişme 1892 yılında Bağdat-Berlin Demiryolu’nun Eskişehir’den geçirilmesi oluyor. Bu yıllarda kentteki yabancı nüfus artıyor, bu doğrultuda çeşitli eğitim kurumları açılıyor ve kentin hem ticari hem de kültürel kimliği oluşmaya başlıyor. Diğer yandan Rus Savaşı’ndan kaçan göçmenlerin şehre yerleşmesi de kentteki imar faaliyetlerini etkiliyor. Eskişehir’in kentleşme hikayesindeki önemli bir dönüm noktası ise 1927’de kentte Türkiye’nin ilk organize sanayi bölgesinin kurulması oluyor. 1950’lere kadar kentin bugünkü fiziksel yapısının oluşumunda gelişen sanayi etkili oluyor. Sanayileşmenin etkisiyle oluşan işçi lojmanları ve göçmen nüfusun barınması için devlet tarafından kurulan göçmen konutları kentin konut dokusunu oluşturuyor (Ulu, 2002).


Kaynak: Taneri Yılmaz, Ebru (2009)

1940’larda ortaya çıkan Köy Enstitüleri projesi kapsamında Türkiye’nin ilk Köy Enstitüsü Eskişehir’de kuruluyor. Çifteler Köy Enstitüsü’nün Mahmudiye ve Hamidiye yerleşimlerinde yer alan iki ayrı eğitim yerleşkesi 1941-1942 yılında bir yarışma sonucunda Emin Onat ve Leman Tomsu’nun tasarımıyla hayata geçiriliyor (Çorakbaş ve Sümertaş, 2012).

Mahmudiye’de inşa edilen ilk eğitim yapılarından biri (Kaynak: Çorakbaş, Figen Kıvılcım ve Sümertaş, Melike Firuzan, 2012)

Bu gelişmelere rağmen kentin ilk imar planı 1952 yılında yapılıyor ve 1986’ya kadar bütüncül bir plan çalışması yapılmıyor. 70’lerden sonra kent içindeki sanayi altyapı yetersizliği nedeniyle kent dışına taşınıyor, kent içindeki eski sanayi alanları ise çöküntü bölgeleri haline geliyor. Uzun bir aradan sonra 1986’da yapılan nazım imar planı çalışması konut yoğun bir kent merkezi öngörüyor, Cumhuriyet dönemi mimarlık mirası da bu dönemde dönüşüm geçiriyor. 2000’lere kadar hem kentsel gelişme hem de mimari düzenlemeler anlamında Eskişehir de tektipleşmiş bir üretimi takip ediyor (Ulu, 2002).

Şüphesiz kentin yakın dönemdeki dönüm noktası, 1999’da Yılmaz Büyükerşen’in belediye başkanlığına gelmesi oluyor. Tipik bir Anadolu kenti olan Eskişehir’i Avrupa kentleri ayarında bir modern kente dönüştürmeyi amaçlayan Büyükerşen’in ajandasında Porsuk Çayı’nın temizlenerek kentin kullanımına açılması, kent içi ulaşımı güçlendirmek amacıyla raylı ulaşıma önem verilmesi, yeni müzelerin ve sanat merkezlerinin açılması, kamusal mekanların arttırılması gibi konular yer alıyordu (Civelek, 2015). Eskişehir’i daha yaşanabilir bir kent haline getirmek amacıyla ilk faaliyetlerden biri Porsuk Çayı’nın temizlenerek kentsel kamusal mekan olarak dönüştürülmesi oldu. Eskişehir Belediyesi’nin talebiyle Promim Proje, Porsuk Çayı kıyısının kente kazandırılması ve mevcut dokunun kentsel yenileme ve dönüşümü ile ilgili Çevre Düzenleme Projelerini hazırlamıştı. Kentin kamusal kullanımı açısından bir dönüm noktası olan bu projeyle çay artık bir kanal gibi kullanılmaya başladı ve hat boyunca kamusal kullanımı canlandıran ticari mekanlar ortaya çıktı. 2005’te ise Belemir Dalokay öncülüğünde bir ekip yine Eskişehir Belediyesi’nin talebiyle Porsuk Çayı’nın aktif kullanımını öngörerek kente kazandırılması amacıyla Kent Park projesini oluşturmuştu. Ulusal Peyzaj Mimarlığı Ödülleri kapsamında Uygulanmış Proje kategorisinde ödüle layık görülen Eskişehir Kent Parkı Projesi, kentin geleneksel rekreasyon ve yeşil alan kullanımını güçlendirmenin yanında su öğesinin kentsel aktiviteler için aktif biçimde kullanılmasını amaçlamış ve “Eskişehir’e deniz getiren proje” olarak anılmıştı.


Kent Park projesi


Kent Park projesi


Kent Park projesi

Kentsel kamusal mekan ve yeşil alan kullanımının artması önemli gelişmelerden biri olsa da Porsuk Çayı üzerinde kurulan köprüler, kentin pek çok noktasına yerleştirilen heykeller eleştirilmiş, “kent ihtiyaç duyduğu donatılara kavuşuyor olsa da tekelci estetikten kurtulunamadığının” altı çizilmişti (Şentürk, 2007). Nitekim Porsuk Çayı’nı Venedik kanallarında olduğu gibi gondollarla doldurarak turistik bir değer olarak sunmak Türkiye kentlerindeki genel şehircilik eğiliminin bir örneği olarak karşımızda duruyor.


Porsuk Çayı (Kaynak: http://mapio.net/pic/p-2500247/)


Porsuk Çayı (Kaynak: Levent Şentürk kişisel arşivi)

Kentteki yeşil alanların, parkların çoğaltılması bir artı değer olarak Eskişehir’de öne çıkıyor ve bu anlamda en önemli potansiyeli de Atatürk Stadyumu alanı taşıyor. Yakın zamanda kentin içindeki stadyumun kent dışına taşınması nedeniyle boşalan alanın kent meydanına dönüştürülmesi kentin gündemini oluşturmuştu. Böyle bir projenin gelişigüzel yapılması yerine yarışmayla elde edilmesini destekleyen Mimarlar Odası Eskişehir Şubesi, Tepebaşı Belediyesi’yle işbirliği yaparak bir fikir projesi yarışması açmıştı. Ancak alanın akıbeti hala belirsizliğini koruyor.

Eskişehir’deki kentsel gelişimi tetikleyen bir diğer etken ise üniversiteler. Eskişehir İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi olarak 1958 yılında kurulan Anadolu Üniversitesi 1994’te Anadolu Üniversitesi ve Osmangazi Üniversitesi olmak üzere ikiye bölünmüş. Kentteki öğrenci yoğun nüfusu sağlayan bu iki üniversitenin kampüs yerleşimleri de kentin mekânsal dönüşümünde etkili rol oynamış. “Öğrenci kenti” olarak anılan Eskişehir’de yaşanabilirlik kriterlerinin çoğalması öğrenci nüfusunun artışıyla paralellik gösterse de üniversitelerin kentin mekânsal gelişimine ne derece katı koyabildiği bir başka soru işareti. (Özbay, 2005)

Kentte dikkat çeken önemli noktalardan biri de kentsel dönüşüm süreçleri. Bunun bir ayağını, Türkiye’nin hemen her kentinde gözlenen TOKİ’leşme süreci oluşturuyorsa diğer bir ayağını da tarihi bölgelerdeki yenileme çalışmaları oluşturuyor. Özellikle, Eskişehir’in ilk yerleşimi olan Odunpazarı semtinin tarihi dokusunun turizmi canlandırmak için bir araç olarak kullanılması, tarihi evlerin restorasyonunun yapılarak korunması bakımından olumlu bir gelişme olarak değerlendirilse de bu bölgenin mevcut kentsel dokudan uzaklaşıp giderek bir dekora dönüştüğü eleştirisi de beraberinde geliyor.1


Odunpazarı

Kentin üzerinde durulması gereken diğer bir gündem maddesi ise atıl konumda olan sanayi mirası. Cumhuriyet döneminde, demiryolu ağının da kurulmasıyla Türkiye’nin ilk sanayi sitesinin inşa edildiği Eskişehir’de özellikle tuğla ve kiremit fabrikaları yoğunlukla faaliyet göstermiş. 70’lerden sonra kent içindeki kapasitesi yetersiz kalınca kent dışına taşınan işletmelerin merkezde bıraktığı fabrikalar ise birer çöküntü bölgesine dönüşmüş. Kentsel bellek açısından önem taşıyan tuğla ve kiremit fabrikaları 1990’lı yıllardan itibaren Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulları tarafından korunması gerekli kültür varlığı olarak tescil edilmiş olsa da henüz yeniden işlevlendirme çalışmalarına konu olmamış. İşlevini yitirmiş/yitirmekte olan bu mekanların üretimle yeniden bağının kurulup kurulmayacağı veya nasıl kurulacağı üzerinde konuşulacak bir başka mevzu (Madran, Nalbant ve Özgönül, 2006).


Kılıçoğlu Kiremit ve Tuğla Fabrikası

Eskişehir’de son dönemdeki heyecan verici bir gelişme ise Üretim Bandı isimli bir sanat kolektifinin ortaya çıkışı. Eskişehir atölyelerini ve sanatla ilgili insanlarını bir araya getirerek birlikte çalışmalarını sağlamak, özgün ve alternatif sanat işleri üretmek, bunların uygulamasını ve paylaşımını sağlamak amacıyla yola çıkan Üretim Bandı, Eskişehir sanatçılarının benimsediği yeni bir oluşum olarak kısa sürede dikkat çekti.

Bu kısa yazıda bahsedilen/bahsedilmeyen Eskişehir’e dair birçok gelişme iki ay boyunca dosya konusu olacak. Bu bağlamda yayınlayacağımız söyleşileri, yazıları, projeleri etiketten takip edebilirsiniz.

Kaynaklar

Civelek, Cansu (2015), A Comparative Anthropological Research into the Policy Making Processes of Two Urban Regeneration Projects in Eskişehir, Turkey
Çorakbaş, Figen Kıvılcım ve Sümertaş, Melike Firuzan (2012), Çifteler Köy Enstitüsü Yerleşkelerinin Mekânsal Süreklilik ve Dönüşümleri, Mimarlık Dergisi
Madran, E. & Nalbant, K. & Özgönül, N. (2006), Eskişehir, Kılıçoğlu Tuğla ve Kiremit Fabrikası, TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesi Dergisi, Dosya 3.
Özbay, Hasan (2005), Mimarlık Kentleşmenin Neresinde-Eskişehir Toplantısı
Şentürk, Levent (2007), Es”kitch”şehir, rH+ Sanart Dergisi
Taneri Yılmaz, Ebru (2009), Eskişehir Kentinin Gelişiminde Belirleyici Rolü Olan Süreçler ve Bu Süreçler İçerisinde Beliren Yerleşkeler, Yüksek Lisans Tezi, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü
Ulu, Ali (2002), Eskişehir Kentinin Kentleşme Sürecinde Yeniden Yapılanması
1 Mimarlık Kentleşmenin Neresinde-Eskişehir Toplantısı, 2005

Etiketler

Bir yanıt yazın